Ayse Nur 的个人资料biras grçk biras rüya...日志列表留言簿更多 工具 帮助

biras grçk biras rüya...

hiçbişi için keşke demiorm herşey için iikilerim war...
5月10日

ÖZEL ALAN!

 

 KIRMIZI

Image Hosted by ImageShack.us 


Sana sâlat ve selam
Efendimize
 
    
 
 
(izlemek lütfen yukardaki yaziya tiklayiniz) 
 
 
    picture<img

 img411/7384/besmele26kv3od.jpg

 

 

SENI kaybeden neyi bulur ?
SENI kazanan neyi kaybeder ?
 

 

Ya$amak ama Inadina...

 
Agitlar yakarim....Destanlar yazarim....Siirler Okurum...Türküler söylerim sevdigim yanliz senin icin...
 
Yasamaksa herkesin inadina yasamaktir benimkisi...
 
Allah A$ki ile yanip tutusan Gönlüm
 
Herseyden vazgectirir beni
 
...
 
Yasamaksa Inadina
 
Sevmekse Allah icin
 
Ya Sabretmek?
 
--->Büyüklüktür<---
 
 
Güleceksin  Inadina I$te Hayat Budur...
 
(Allah A$ki ile Yansin Yürekler)

 
 

 

veciz.gif  

Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, dünya
sevgisinden kurtulur ve ahiretine ciddî çalışır.”

“Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur.”

 

Düşman istersen nefis yeter. Evet kendini beğenen, belâyı bulur
zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider.”

 

 

animation7.gif

 

 

Zulmü alkislayamam, zalimi asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmise kalkip sövemem.
Biri ecdadima saldirdi mi hatta bogarim..
- Bogamazsin ki!
- Hiç olmazsa yanimdan kovarim.

Üç buçuk soysuzun ardinda zagarlik yapamam;
Hele hak namina haksizliga ölsem tapamam.
Yumusak basli isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta cigerim,
Onu dindirmek için kamçi yerim, çifte yerim.
Adam aldirmada gec git, diyemem, aldiririm
Çignerim, çignenirim, hakki tutar kaldiririm.

MEHMET AKİF ERSOY


Seven O Sevdiren O Özleten O Hatırlatan O Özleyince dua ettiren O ,
Sevmek ne güzel,Kimbilir sevmeyi yaradan nasıl güzell..!!!

 

 
Kuran-ı Kerim (Rahman suresi 37. Ayet)
Bismillahirrahmanirrahim;
Gökyüzü yarıldığı zaman açılmış bir gül halini aldığında. Başka hangi şeyle Rabbinizi yalanlamaya kalkışırsınız ? ( Rahman suresi: 37)

.

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

 

Sevgili....
Ben Veysel’im Kenan ilinde hasretini soluyan
Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda
Dört taraftan vururlar beni
Vururlarda söyletemezler sensizliği
Sümeyye gibi develer ayırır bedenimi
Hamza’yım Ey Sevgili,
Uhud’dayım tam önündeyim
Vahşinin mızrağı deler geçer yüreğimi
Gelde okşa ne olur oyulmuş kalbimi
Hint değil hasretin acıtır onu
 
Gittin ya Gül Yüzlü Sevgili
Kırıldım gittiğinden beri
Kırıldıkça yandı canım
Çarmıha gerilen benim bedenim,
 benim ellerim, benim ayaklarım
Harami sofralarda sergilenen benim başım,
Beni bir ağaca kıstırdılar
Kör bir testereyle biçildim
Ve Ağladım, kurudu gözpınarlarım
Ağladım, hasretine türkü yaktım
Ağladım, gel diye Ey Sevgili…
 
Ey Sevgili… Kırıldı mı dişin
Dikenler acıttı mı ayaklarını
Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini?
Medine yolların da yoruldun mu?
Tarif’te taşlar kanattı mı gül yanağını?
Kırıldı mı kalbin bize, kırgın mısın Ey Sevgili?
Şimdi bir şarkı düşer dilimize
Bir Aşk iner yüreğimize
Bir al tutar elimizden
Bir af fermanı gelir ötelerden
Bir sen gelirsin, Bir sen gelirsin
Biz bin seviniriz; Sevgilim MUHAMMED diye
Sevgilim MUHAMMED diye
Meleklerle yarış ederiz;
 Sevgilim MUHAMMED diye
picture 
 
 
 

 

 

 
img106/9408/hereyeramenyoladevam4wn.gif
 
 
     
Medeniyet dediğin açmaksa bedeni ,desene yamyam senden daha Medeni    
   M.AKİF ERSOY   
 
 

 

>>>>><<<<<

                                                              
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
5月8日

KIL BENİ EY NAMAZ!

 

 

 

 

Sabah Namazı

 

Vakit seher… Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere. Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce. Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.

Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun. Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.

Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı. Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı. Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi. Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini. Ete kemiğe bürüdü ruhunu. Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.

Şimdi seher vakti. Göz kapaklarının ardından kaç. Gafletin gecesinden uyan. Aç gözlerini sehere. Aç kalbini Rabbine. Uyan. Uyan, yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini. Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel. Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O’nu unuttuğu anda ananlardan ol. Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin[asm].

Şimdi sabah! Şimdi sabah namazı vakti...

 

Öğle Namazı

 

Vakit öğle. Gün ortası. Dünya telaşındasın. İşler yoğun. Yarım kalmış ne kadar iş var! Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey. Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak. Ne kadar çok vazgeçilmezin var! Ne kadar vazgeçilmezsin!

Oysa dünya seni pek umursamıyor. Sessizce akıp gitmede sonsuz uzayda.. Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce.. Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...

Vakit öğle... O kadar gürültü var ki ortalıkta.. Kalbinin sesini duyamıyorsun bile. Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin. Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır. Ebedî sükûnete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir. Alnını secdeye değdir. Şimdi öğle namazı vakti!

 

İkindi Namazı 

vakit ikindi.. gün ihtiyarladı, güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne zaman ırmağı ikindinin çağlayanından dökülüyor şimdi,. ayrılığı söylüyor hece hece...hüzün renkli bulutlar sardı göğü, zevale doğru akıyor ışıklar, devriliyor zaman, hatırla ki sen de şimdi bir ömrün ikindisine doğru yürüyorsun, tenin soluyor,gözlerinin feri çekiliyor, yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlanıyorsun, öbür kıyısındasın artık nehrin..

 bundan sonra vaadi yok sana zamanın, bundan sonra yeni bir vaadi yok sana hayatın..

 yokuş aşağı akıyor kalbin,şimdi vakit ikindi.. kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları, tutnacak dal arıyor gibisin zamana karşı, zamanın hükmü ağırlaşıyor üzerinde, gün daha kısa geliyor artık..

yemin olsun ki ikindi vaktine hüsrandadır insan şimdi anlıyorsun.. yokuş aşağı akıyorsun dalından kopuyorsun, hoyrat bir rüzgar artık zaman.. geriye kalan ancak iman,şimdi ikindi vakti,secdeye koy alnını eğil zamanın sahibinin önünde,ona konuş.. onunla konuş.. fısılda dualarını sonsuzluğa tutun hece hece.. şimdi vakit ikindi, şimdi ikindi namazı vakti..

 

Akşam Namazı

 

Vakit akşam. Gün ölmek üzere. Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden. Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın. Kara kefenini giyiniyor gün. Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.
Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün. Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek. Senin de kıyametin kopacak.

Şimdi akşam. Ölmeden önce bil öleceğini ki, yaşatıldığını farkedesin. Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın. Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak. Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi. Şimdi akşam namazı vakti…

 

Yatsı Namazı

 

Vakit Yatsı. Gün çoktan öldü. Güneş ışıklarını topladı. Gece hükmediyor âleme. Güneşin saltanatı bitti. Işıklar tükendi ufuklarda. Renkler ellerini çekti eşyadan. Gül soldu, gün soldu. Göğe yöneldi gözler.

Hatırla ki, Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın. Bir adın kalacak geriye. Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni. Belki o da unutacak.

Şimdi gece… Sabaha çok var. Işık uzaklarda. Yokluğun gecesinde, adın bile unutulmuşken, kimden meded umarsın sor kendine? Kim Sana hayat vermişse, kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.

Söyle kendine. Söyle kendine ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece, Sen de herkesin unut, O’nu hatırla. Söyle kendine ki, çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece, Rabbini an, Rabbine kan, Rabbine uyan. Şimdi yatsı zamanı vakti...

   

4月27日

nefs

Kim Allah;a sahip o neden mahrum; Kim

Allahtan mahrum o neye sahip?

DİKKATLİ OL DÜNYA HAYATI GEÇİCİDİR

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

 

(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı (KUR'AN)‎ oku ve namaz‎ k‎Il. Muhakkak ki, namaz, hayâsı‎zlı‎ktan ve kِötülükten alı‎koyar. Allah'ı‎ anmak elbette (ibadetlerin) en büyüًğüdür. Allah yaptı‎kları‎n‎ız‎ı bilir. ANKEBÜT SÜRESİ 45

 

 

 

                                

EY NEFSİM Ey nefsim, kendi gerçeğinle yüzleşmeye hazır mısın?Hesaptan önce hesap vermeye ne dersin?Halkın sevgisini ararken, Allah’ın nefretinden emin misin? Kendine karşı sadakatini kaybetme... Elest bezmindeki ahd-ü misakını unutma... Ey kendi başına buyruk nefsim! Sevdaların, korkuların, kaygıların?!Evet biraz açar mısın?Kalp ritmini zorlayan heyecanlarından bahsetsene!Hangi limana demir attın? Göze gireyim derken, gözden düştüğünün farkında değilsin...Övünmek ve saygınlık kazanmak için bu ne hırs?Kendini beğenen nefsim şöyle demen gerekmiyor mu? “RABBİM BENİ BANA BEĞENDİRME.”Bilmediklerine “ben bilirim” demekten vazgeçmeyecek misin?Hala “bilmiyorum” demeyi bir nakısa olarak mı göreceksin? NEFSİM! Kitab’a karşı neden soğuksun?Namaza neden ağırsın?Kardeşlerine niçin mesafelisin?Aktüaliteye meraklı, Ahiret’e duyarsızsın...Hangi kulvarda geziniyorsun?Başını almış nereye gidiyorsun? Ne zaman samimi olacaksın...Riya ile kendine zulmetme...Toplum içinde kıldığın namaz ile yalnız iken kıldığın namaz arasındaki farkı nasıl izah edeceksin? Nefsim! Rabb’imin “Feveylun” dediğini duymuş olman lazım...Namazında kendine yazık etme...riya bulaşan namaz başına bela olmasın... Okuduğun Kur-an sana zulmetmesin...Nice Kur-an okuyanlar var ki, Kur-an onlara lanet eder.Bunu biliyorsun. Ey kendine zulmeden nefsim! Günah işlemekte ne kadar cesursun...Ateşe dayanma gücünü nerden alıyorsun? Nefsim ebedi ve ezeli düşmanına, şeytana açık veriyorsun...Düşmanını küçümsüyorsun... Nefsim! Niçin susuyorsun?Çünkü suçlusun...Haydi itiraf et...Dönsene...Gel tevbeye... Ey nefsim hala kendini temize çıkarmaya devam edecek misin?Oysa Hz. Yusuf Nebi şöyle diyordu: “Ben nefsimi temize çıkarmıyorum.” Yusuf’un yapmadığı tezkiyeyi yapıyorsun. Bak dinle Kur-an ne diyor: “Nefislerinize tezkiye etmeyiniz.” (Necm- 32) Ey nefsim! Kendini güvende mi hissediyorsun?Oysa Hz. Muhammed (s.a.v), kızı Fatıma’ya güvence vermemişti... “Kızım Fatıma nefsini ateşten koru, kıyamet günü senin için elimden bir şey gelmez.” Yoksa kimsenin bilmediği güvencelerin mi var? Hz. Muhammed’in kızına vermediği garantiyi sana veren mi var?Nefsim topraktan geldiğini unutmuş gibisin...Azrail ile randevunu erteledin mi yoksa? Ey yaşam hırsı ile sersem hırsım! Hz. Muhammed’den geriye kalan neydi? Nefsim! Mutmain misin? Samimi misin? Haydi rabbine dön!Sen dönmek istemesende dönüş O’nadır...Sen Rabb’inden?Rabb’in senden razımı? Uyarıya muhtaç nefsim, kendini müstağni görme...Yoksa samimiyetsizliğini gizlemek için mi samimiyet edebiyatı yapıyorsun.? EY NEFSİM! HALİS OL Kİ, HALAS BULASIN!..

 

.

BAŞÖRTÜMÜZ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ TÜKÜRSEM YÜZÜNE

 

3月22日

DİKKATT!!!;)

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne
konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış,
güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama
vurmuş. Tık..... Tık......Tık....
Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.
Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!
Heyacanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin
bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış.
Hey adam!Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun
zamandır seni izliyorum.Bugün cesaret buldum konuşmaya.Lütfen
pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım.
Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de
nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam,demiş.Gerekçeside pek sersemceymiş:
Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahçup olmuş.Başını önüne eğmiş.Ama pes etmemiş,
bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha
şansını denemiş: Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni.Al beni
içeri! Ben sana dost olurum.Hiç canını sıkmam!
Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam
demiş.Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş.İşim gücüm var,
git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine
gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi
al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü
ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendirirm.
Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yanlızlığını paylaşırım, demiş.
BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık
meselesine içerlemiş.Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdan
memnunum,demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.Düpedüz kovmuş.
Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne eğmiş,
çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş.Adam, önce düşünmüş, sonra kendi
kendine itiraf etmiş:Hay benim akılsız başım; demiş.Ne kadar
aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk
fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle
kös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik birlikte.
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi
kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım
nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.Gözü yollardaymış.
Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş.
Ama......
Onunki hiç görünmemiş.
Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.
Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören
olmamış.Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.Olanları anlatmış.
Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
"KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR...."

HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!
HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA
ÇIKAR;DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER!
VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!

Dikkatli olun....
Farkında olun.....
Ve bir düşünün bakalım;
Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?

NE DÜŞÜNCELİ İNSANLAR WAR...HARİKA...

  •                           


Çok uzun yillar evli olan bir çiftin hikayesi bu.
Adam her evlilik yil dönümünde esine bir buket kirmizi Gül gönderir.
Bu taa ki adam ölünceye kadar devam eder Ve bir gün adam Ölür.
Cenaze töreni yapilir taziyeler dilenir ve,
kadin bir basina yillardir hayati paylastigi arkadasi esi sevgilisi olmadan evine döner.
Neredeyse hergün aglamakta ve onu düsünmektedir.
Gel zaman git zaman yine bir evlilik yil dönümünde kadin esine özlem duyarken kapisi çalinir.
Gider ve kapiyi açar ama kimsecikler yoktur sadece yerde bir buket kirmizi gül demeti durmaktadir.
Kadin heyecandan titremeye baslar ve demeti alir artik bayilmak üzeredir ,
ve demette bir not görür korkarak okumaya baslar
"Karicigim biliyorum bu senin için büyük ve saskinlik veren bir süpriz oldu ,
ama bilmeni isterim ki sen her zaman benim en yakin arkdasim dert ortagim ve asigim oldun.
Ölmekle seni sevmekten vazgeçmis degilim.
Sevgiler ve Mutlu bir hayat dilerim.
Lütfen hayati mutlu olarak yasa ve beni çok fazla düsünme.
Bu güller sana sen kabul ettigin müddetçe gelecek taa ki çiçekci seni evde bulamayana kadar,
o gün 5 kez gelecek ve eger sen hala yoksan anlayacak ki sen de benimle berabersin.
Seni hala çok seven Esin"
Kadin bunun kötü bir saka olacagini düsünerek hemen çiçekçiye telefoneder ve durumu sorar.
Çiçekci ona her seyi anlatir.Hanfendi esiniz size her sene bu güllerden gönderirdi ,
ve o bana eger bir gün ölürsem bu gülleri her sene ayni vakitte yine götürmemi söyledi
ve bunlarin ücretlerini de ta o zaman fazlasiyla ödedi.
Kadin telefonu neredeyse elinden düsürür cesine kapatti ve göz yaslari içinde güllere sari
3月15日

----->>>

bir agacın kökleri ne kadar kuwwetliyse we ne kadar topraga sarıldıysa agaçta o kadar güçlü we sebatli olur!  fırtınalar kopsa bile agaç sarsılmaz!sonbaharlarda yapraklar yere düsse bile ilkbaharın baslamasıyla  agaç yesillenir yine!yaprakların yere düsmesi bir eksilme olarak görülür bazen;ama aslında bir yenileme,bir degisim olarak görülmeli!hayattta öyle deilmidir?neler yasanır neler görülür nelerle karsılasılır kimler gelir gelenlerden kimler kalır?bazen en çok deger werdiin kisiler gider!karlar kıslar sadce bir iki agacı etkilemez onun dısında hersei etkiler!durmadan bir degisim içinde yasanır!insan bazı seyleri elde etmek için bazı seyleri terk etmek zorunda kalır!ne sewgiler büyütür insan içinde!kimi zaman sewgisine karsılık bulur,kimi zaman yalnıslıkla bogusur .hayat kim için kolay ki?herkese farklı sekillerde sunuor zorluklarını...

SÜPER ÖTESİ ÇOK MÜTHİŞ BŞY ....

    BU KADAR SEWEBiLiRMiSiNiZ???                                    Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez....
Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.
Gençtiler, çok genç...
Birbirileriyle konuşacak Cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında aldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca,


"bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur"

diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...
"senin için ölürüm"
derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam

"hayır, ben senin için ölürüm"
diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,

"bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....
kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu,

"mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul
Etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev
Gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan.

"ne dersin, bu evi alalım mı?"
dedi adama.
"bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..."
"sen istersin de ben hiç Hayır diyebilir miyim?"
diye yanıt verdi adam.


"Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçiyi... Kaç para olursa olsun! ,burası bizimdir artık...."

sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar
Mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu Neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı
Ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı:
"canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama,
"senin için Ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat"

diye dil Döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının
Birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken,

"artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım"

diye sözünü kesti arkadaşı.

"o, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."

"sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları"

diye bağırdı kadın.


Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla Suçladı....
Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...

Kocasının eskiden aynı Hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı Gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu
Alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken,

"son bir kez kucaklamak isterim seni"
diyecek oldu ama kadın,

"defol"
dedi nefretle...


İlk celsede boşandılar...
Modern bir aşk hikayesinin Böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin Alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.


Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü.

"sen, buraya ne yüzle geliyorsun"
diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.


"lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor."
dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı:


"hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir Saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre Sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs! Durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...

gözlerinden akan yaşları Durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu

Kutuda. İlk kağıtta,
"lütfen bütün notları Sırayla oku bir tanem"
 diyordu...

Sırayla okudu;

"seni çok sevdim"ğru söylediğini bilirdim."
"fakat benim için ölmeni istemedim"
"şimdi bana söz vermeni istiyorum."
"benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?"

son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:


"sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."
3月14日

ANLAYANA...

Daha henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmış, dert içinde eve kapanmıştı. Sokaga çıkmıyordu. Annesi... Bir de kendisi... O kadardı bütün hayatı...Bir gün fena halde bunaldı, dayanamadı, attı kendini sokağa. Bir yığın vitrinin önünden geçti.

Tam bir CD satan dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu. Geri döndü, kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar.. Hani ilk bakışta ask derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte...İçeri girdi. Kız gülümseyerek koştu ona... "Size nasıl yardım edebilirim" diye...Nasıl bir gülümsemeydi o... Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı... Kekeledi, geveledi, sonra "Evet" diyebildi.. Rastgele bir plağı işaret ederek...
"Evet.. Su CD'yi bana sarar mısınız?" Kız CD'yi aldı, içeri gitti. Az sonra paket edilmiş geri geldi. Aldı paketi, çıktı dükkandan, evine döndü, açmadan dolabına attı. Ertesi sabah gene gitti aynı dükkana. Gene bir CD gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve getirdi, attı paketi dolaba, gene açmadan..Günler hep alınıp sardırılan CD'lerle geçti. Kıza aıilmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda... Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dedi. Ertesi sabah bütün cesaretini topladı. Erkenden dükkana gitti. Bir CD seçti. Kız gülerek aldi plağı. Arkaya gitti, paketlemeye.Kız içerdeyken bir kağıda
"Sizinle bir gece çıkabilir miyiz" diye yazdı,altına telefon numarasını ekledi, notu kasanın yanına koydu gizlice.. Sonra paketini alıp kaçtı gene dükkandan... Iki gün sonra evin telefonu çaldı. Anne açtı telefonu. CD dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan...

Delikanlıyı istedi. Notunu yeni bulmuştu da. Anne ağlıyordu. "Duymadınız mı" dedi. "Dün kaybettik oğlumu." Cenazeden birkaç gün sonra, anne oğlunun odasına girebildi sonunda..Ortalığa çeki düzen vermeliydi. Dolabı açtı. Oraya atılmış bir yığın açilmamış paket gördü. Paketleri aldı, oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı.Içinde bir CD vardı, bir de minik not.. "Merhaba. Sizi öyle tatlı buldum ki.. Daha yakından tanımak istiyorum. Bir aksam birlikte çıkalım mı. Sevgiler. Jacelyn!." Anne bir paketi daha açtı. Onda da bir CD ve bir not vardı. "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artık. Sevgiler. Jacelyn!" Unutmayın. Düşündüğünüz seyi mutlak söyleyin. Birini seviyorsanız, söyleyin ona. Içinizdekini söylemekten korkmayın. Birisi hakkında ne hissediyorsanız söyleyin ona. Ve hemen söyleyin. Hemen! Çünkü, doğru zamanı bekler ve
"İşte şimdi tam zamani" derseniz, bir bakarsınız çok geç olmuş. Gününüze sahip olun ki, pişmanlıklar yaşamayasınız. Yaşamı yaşanmaya değer yapan şey sevgidir...

3月13日

WARMI BÖLE BŞY YA TAM SÜPER YANİ;)

       ÖLMEYEN   SEWGI                                                        Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koSarak geldi... Gözleri Söyle bir sahilde gezindi, aradıGını göremeyince ilk gördügü banka oturup sevdigini beklemeye basladı. Ellerinde her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdigi çiçekler bunlardı. Kırmızı , kıpkırmızı, kan kırmızısı güller...
Sanki dalından yeni koparılmıs gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, ask kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller...
Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki aglıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konusuyormus gibi, "Neden aglıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi.
Az sonra sevdigini görecegi için kalbi yine deli gibi atmaya baslamıstı. Ne zaman onu düsünse, onunla bulusacagını hayal etse kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmıs gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine ragmen ikiside sevgisinden hiç bir sey kaybetmemisti..
Onları hiç bir sey ayıramazdı...
Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm...
Genç adam telasla saatine baktı. Sevdigi yine geç kalmıstı, 1 dakika geç kalmıstı. Üstelik o, sevdigini bekletmemek için dakikalarca önce kosarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdigi her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmus diye düsündü...
Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denizlere dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdigi kıza karsı olan askı gibi denizinde sonu yoktu. Sonsuzluga uzanıyordu. Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarında söyleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdigine açmıs, sonrada gidip iki yüzük almıstı. Bu kadar önemli bir günde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alısmıstı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düsündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaslı idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Her sey bu kadar güzelken neden aglıyorlardı ki?
ıste az sonra sevdigi gelecek, ona sarılacak, kucaklasacaklardı...
Sonra söz yüzüklerini takıp, evlilige ilk adımlarını atacaklardı.
Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdigine kavusmak için can atıyordu...
Martılara baktı, birbirleriyle oynasıp, uçusan martılara... Ne kadar güzel dans ediyorlardı havada.
Tekrar saatine baktı genç adam. Endiselenmeye baslamıstı. Sevgilisi yine geç kalmıstı, hem de çok... Bu kadar geç kalmaması gerekiyordu. ıste her gün burada bulusmak için sözlesmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattıgı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz vermiyorlar mıydı? O zaman neden gelmemisti yine??...
Aklına kötü düsünceler gelmeye basladı. Hayır.. hayır.. olamazdı.
Sevdigine bir sey olamazdı.
Onsuz hayat yasanmazdı ki...
O ölse bile devamlı benimle yasar diye düsündü genç adam. Bunun düsüncesi bile hos degildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaslarını kimsenin görmesini istemiyordu.
Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya basladı bakıslardan.
Artık bıkmıstı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düsünmeye basladı. Gözlerini kapattı.
7 sene oldu dedi. 7 senedir her gün bu sahildeydi, sevdigini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden 1 damla daha yas güllerin üzerine damladı...
Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı...
Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermis olurdu...
Genç adam ayaga kalktı. Sevdigiyle bulusmak üzere, yesil tepenin ardındaki kabristana dogru yürümeye basladı...
3月12日

ATEŞ SUYU SU ATEŞİ GÖRÜNCE NEDEN HEYCANLANIYO BİLİOMUSUNUZ????

ATEŞ BİR GÜN SUYU GÖRMÜŞ YÜCE DAĞLARIN ARDINDA.SEWDALANMIŞ ONUN DALGALARINA...HIRÇIN HIRÇIN KAYALARA WURUŞUNA...YÜREĞİNDEKİ DURULUĞA...DEMİŞ Kİ SUYA:GEL SEWDALIM OL,HAYATIMA ANLAM WEREN MUCİZEM OL...SU DAYANAMAMIŞATEŞİN GÖZLERİNDEKİ SICAKLIĞA.'AL' DEMİŞ 'YÜREĞİM SANA ARMAĞAN ...SARILMIŞ ATAŞLE SU BİRBİRİNE SIKICA KOPMAMACASINA...ZAMANLA SU BUHAR,ATEŞ KÜL OLMAYA BAŞLAMIŞ.YA KENDİSİ YOK OLACAKMIŞ YA AŞKI...BAŞTAN ALINLARINA YAZILMIŞ OLAN  KADERİDE YÜREĞİNDEKİ KADERİDE ALIP GİTMİŞ UZAK DİYARLARA SU...ATEŞ KIZMIŞ ,YAKMIŞ ORMANLARI ...ARAMIŞ SUYU DİYARLAR BOYU ,GÜNLER BOYU ,GECELER BOYU...BİR GÜN GELMİŞ SUYA WARMIŞ YOLU.BAKMIŞ O DURU GÖZLERİNE  SUYUN ,BİRAZ HIRÇIN ...WE O AN ANLAMIŞ ;AŞKIN BAZEN GİTMEK OLDUĞUNU ...AMA  GİTMENİN YİTİRMEK OLMADIĞINI .ATEŞ DURMUŞ...SUSMUŞŞ...SÖNMÜŞ AŞKIYLA...İŞTE OZAMANDAN BERİDİR Kİ :ATEŞ SUDAN ,SU ATEŞTEN KAÇAR OLMUŞ .ATEŞİN YÜREĞİNİ SADECE  SU ,SUYUN YÜREĞİNİ SADECE ATEŞ ALIR OLMUŞ......

ÇOK TATLI BİŞY YORUMU SİZ YAPIN

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...

“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken
deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak.
Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu...
Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...

40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,
bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...

İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.
Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..

Gözleri nemlendi kadının...
Çok tatlı!.. dedi...


 

Yilmaz Ayse Nur

兴趣
BU KALP AĞLATIR;HERZAMAN AĞLAYAMAZSIN,BU KALP ANLATIR HERZAMAN ANLAYAMAZSIN....BU KALP AĞIRDIR TAŞIYAMAZSIN...
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。
 
        

 

 
 
 

Bissmillah by Muhammad Jassim Munir.

 
 
 

 

 

        

 

7 月 20 日
Merhaba size bir armağan bırakıyorum sohbetimize her zaman bekleriz..Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz sohbet sayfasını silebilirsiniz.Hakkınızı helal eder misiniz?A.e.o kib www.xat.com/nurdestesi

    
Go Large!
    

3 月 9 日
2 月 25 日
1 月 29 日
Image Hosted by ImageShack.us

Yüzünü toprağa sür şimdi... Evine dön. Sılana koş.  Subhane rabbiye'l -a'la. “Sen varsın. Sen a'lasin. Eksiklikten uzaksın, noksanlıktan muallâsın, kusurdan mukaddessin. Kusur bende. Benden yana eksiklik. Bende saklı acizlik. Bende bekler fakirlik. Yalnız sana muhtaç olma zenginliğimdir secdem. Yalnız Sana kul olma şerefimdir secdem. Sultanlığımdır secdelerim. Varlığımı huzurunda sıfırladığım andır. Senin şah damarı yakınlığından kalbimin yakınlıklar emdiği andır, ruhumun muştular bulduğu demdir. Miracımın kab-ı kavseyni secde. Beni aradan çıkardığım yerdir secde. Dediğini yapıyorum, secde edip yaklaşıyorum. Sana yaklaşıyorum. Tüm uzaklıkları uzaklara bırakıyorum. Tüm aldanışları tuzaklarda bırakıyorum.


Yüzümde secdelerimin izini bırak ey Rabbim.


Alnıma rahmetinin nefesini bırak ey Rabbim.


Kalbime En Sevgili’nin aşkını bırak ey Rabbim.


Secdemden dirilt beni.


Secdemde öldür beni.


Secdemde durut beni.


Secdemde doğrult beni.

9 月 22 日
bademcik发表:
Merhaba size bir armaًan b‎rak‎yorum sohbetimize her zaman bekleriz..Eًer rahats‎zl‎k verdiysek ِzür dileriz sohbet sayfas‎n‎ silebilirsiniz.Hakk‎n‎z‎ helal eder misiniz?A.e.o kib http://www.xat.com/HAYALiN_TEK_ASKii  
Go Large!
9 月 8 日
s.a hayırlı günler kardeşim sizleride aramızda görmek isteriz selametle
 
 
8 月 21 日
acarefe发表:

 
Get your own Chat Box! Go Large!
8 月 12 日
没有名字发表:
Alanın çok güzel olmuş ellerine sağlık.
8 月 11 日
F!R@R!发表:

ARARSAN

Beni aramaya çıkarsa düşlerin
Hüznün ruhuna çizdiği resimlerdeyim
Gamsız bir gecenin karanlığında değil
Yüreğinde kanayan kesimlerdeyim

Aklına düşerim hani olur da
Güzelliklerin görünmeyen yüzünde ara
Sevginin menfaate döndüğü yerde
Bir gönül yarasının izinde ara

Yıkılmış umutların enkazından geç
Öksüz bir çocuğun gözünde ara
Ağıtların tüttüğü evlere uğra
Bir ananın boş kalmış dizinde ara

Beni yıldızlarda arama boşa
Yüreğini yasa boğan sızılardayım
Dertlerinle bulursun beni başbaşa
Senin gibi karayazılardayım

Sahte sevgileri tanımaz kalbim
Beni seven gönüllerin ocağında ara
Menfaatle bakmasını bilmez gözlerim
Beni gerçek dostlukların kucağında ara

Mutluluğu anlatan şarkılarda değil
Yaralı yüreklerin ağıtlarında ara
Beni menfaat ve ihanetten uzakta
Yağacak sevgi bulutlarında ara

Öyle senden çok uzaklarda değilim
Görmesini bilen gözlerin bakışındayım
Belki sana senden daha yakın bir yerde
Çarpan kalbinin her atışındayım

Aklına düşerim hani olur da
Beni sığmadığın duyguların içinde ara
O kadar da kolay bulurum sanma
Beni benim seni görebileceğim biçimde ara.

6 月 17 日
kemal发表:
SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞİM. GÜNÜN NEŞE MUTLULUK VE HUZUR İÇİNDE GEÇSİN. ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN. DUALARDA  VE GÜZEL DOSTLUKLARDA BULUŞMAK ÜZERE.
 

 

KİMSESİZ ZAMANLARIN YALNIZLIĞINDA, AYDINLIK DİYARLARIN MASALSI GÖRÜNTÜLERİNDE,KÜÇÜK BİR ÇOCUK YÜREĞİNİN ANNESİNE OLAN SEVGİSİ DEĞERİNDE BİR DOSTLUK DİLEĞİYLE....

 

 

 

HAYIRLI GECELER KARDEŞİM. ALLAH'A EMANET OL...

6 月 10 日
Allahım! İşlerimi düzenle, hâllerimi güzelleştir

Beni sana kulluk eden iyi insanlardan ve sana şükreden varlıklardan eyle,

Dini dünyevi bütün işlerimizde düzenliliği kolaylaştır, hayırdan olan muradlarımızı yerine getir.

Hayırlı işlerin hepsine Bismillah

Şerlerin hepsine Euzu billah

Her korkuda Lâ ilahe illallah

Her hüzün ve kederde Maşallah

Her günaha Estağfirullah

Her musibette İnna lillah

Her nimette Elhamdulillah

Her bolluğa Eş-şükrü lillah

Her şaşılacak şey için Sübhanallah

Her darlık için Hasbiyallah

Her kaza ve kadere Tevekkeltü al-allah

Her itaat ve isyanda Lâ havle vela kuvvete illa billah

derim.

Vakt-i şerif, Cuma, Ömr-ü aziz, ahir ve akibet hayrola ...
Kalplerimize gerçek sevginin tattırılması niyazımızla...
6 月 6 日
kemal发表:
S.A KARDEŞİM. CUMANIZ MÜBAREK GÜNÜNÜZ BEREKETLİ GEÇSİN. ALLAH'A EMANET OLUN.....
 
Cuma gununde oyle bir saat vardir ki, Allah o saatte kula ne isterse verir. O da namaz sirasindadir.
Ravi: Hz Amr Ibni Avf (r.anhuma)
 
 
 

"Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı."Müslim, Cum`a 17, 18 

 

 

  "Cuma gününde bir zaman vardır ki, şayet bir müslüman namaz kılarken o vakte rastlar da Allah'tan bir şey isterse, Allah ona dileğini mutlaka verir.
Resûl-i Ekrem o zamanın pek kısa olduğunu eliyle gösterdi."Buhârî, Cum`a 37, Talâk 24

 "Bazı kimseler cuma namazlarını terketmekten ya vazgeçerler veya Allah Teâlâ onların kalplerini mühürler de gafillerden olurlar. "Müslim, Cum`a 40
Birgün Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ bana:
- Cuma günü duaların kabul edildiği zaman hakkında babanın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bir hadis rivayet ettiğini duydun mu? diye sordu. Ben de:
- Evet, duydum. Babam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittiğini söyledi:
 

Selat ve Selam Ona (s.a.v) Al ve Ashabının ve Ehli Beytinin Üzerine Olsun...

Cumanız Mübarek olsun....

Selam ve dua ile..

6 月 6 日
ARE YOU LIFE
 
img146/6666/khgkjgbu4.png
 
بائّ ذنب ِِ ٌقتِلتَ
 
I'AM IRAQ
6 月 3 日
kemal发表:
.A. HAYIRLI CUMALAR ARKADAŞIM. ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN. DUALARINIZDA UNUTULMAMAK DİLEĞİYLE...
 
 
 
 
 
 
 
SELAM VE DUA İLE  HAKİM OLANA EMANETSİN... DUALARDA BULUŞMAK ÜZERE...
5 月 30 日
      y1pX7f-C-p4igJDtmVNEcXM5Ya-ytyGYZt6RTdsorTM6pt95ELoT8o5m2tFCZJM9pKAVHMZ8n4SFB4 sevgi ve saygıdeğer arkadaşıma hayırlı cum'alar y1pX7f-C-p4igJDtmVNEcXM5Ya-ytyGYZt6RTdsorTM6pt95ELoT8o5m2tFCZJM9pKAVHMZ8n4SFB4
5 月 29 日
Kalpleri dünyanın dert duvarı arasında ezilmiş bizleriz.
Ruhları zehir parmaklıklar ardında tutuklu kalan bizleriz.
Bencilliğin dehlizlerinde ümitsizce sürünenler bizleriz.
Ellerine cimrilik kelepçeleri vurulmuş zavallılar bizleriz.
Ayaklarını dar zamanların prangalarına kaptırmış mazlumlar bizleriz.

Biz, gururun mahkûmları.
Biz, gerçeğin kaçkınları
Biz, günahın tutsakları..
Biz, sahte uzaklıkların sürgünleri.
Biz, gayr-i sahih coğrafyaların gurbetçileri.
Biz, sonsuz derinlikte uykuların yitikleri.
Biz, unutuş uçurumları dibinde unutulmuş cesetler
Biz, isyan çöllerinin çorağındaki Kerbelâ mazlumları
Biz, benlik ve bencillik yabancılıklarında evine yol bulamayan itilmişler

Biz, uzaklıklarız
Biz, uzaklardayız.
Biz leylî yakınlık sevdalarının Mecnun’u.
Biz, Şirin vuslatların özlemi içinde Ferhat.
Biz, Yusuf’unkinden (as) beter aldanış kuyularına atılmış Züleyha’larız.
Biz, tanımsız yabancılıkların, tarifsiz vahşetlerin, bitimsiz mesafelerin karnına yutulmuş Yunus’larız (as)

Biz.
Herbirimiz.
Ben.

Affeyle...
Bağışla
Berat ver
Ey Allah’ım
5 月 19 日
tpbşleyla发表:


 
 

 

Geri dönüşü olmayan yollara atfedilmiştir...

 

Siyahlığına beyaz giydirilmiş gece...

Araladım perdeyi...

Beyaz...Alabildiğine beyaz...

Sokak lamnasının titrek ışığının altında rüya gibi tanecikler...

Heyecanlandırırdı çokça beni kar...

Yokladım kalbimi

Şaşırmadım...

Bu beyazlıkta titretemedi yüreğimi...

Pencereyi açtım...

Havadaki beyazlığı,saflığı soludum derinden...

Yumdum gözlerimi

Geriye arşınladım hızla zamanı...

Bir önceki şubat...Ondan önceki şubat...Daha da önceki...

Yeniden yokladım çocuk yüreğimi...

Kıpır kpır...

Şubatlardan bir önceki şubatı seçtim...

Karmakarışık bir halet-i ruhiye...

Ama seviyordum bu hali...

Keşmiştim herkesle sözü,sohbeti...

Hayalin...Kalpten kalbe sohbetimiz yetiyordu bana...

Niyeydi...neydi bilmiyordum...

Hep seninleydim anlamsızca...

Oysa ki yoktun hiç...

Ve bu kez sular tersine akmıştı...

''Birine dokunmak,onun ruhuna dokunmaktır.''

Bunu yeni öğrendim...

Ve bu kez sular tersine akmıştı...

Sen önce ruhuma dokunmuştun...

Oysa bana hiç dookunmamıştın...

Vuslatsız hasret yolculuğunun son durağındayım şimdi...

Bir hayli garip...

Geçen şubat çocuktu yüreğim...

Şimdi ise hatıralarla zihnim...

Hatıralar aşıklar ve ihtiyazların hazinesidir...

Ben ihtiyarladım sanırım...

Bu şubat el değdi beyazlığımıza...

El değdi beyazlığına...

El değdi beyazlığıma...

Hissiz...boşvermiş...öylece akıntıya saldım kendimi...

Herkesi birden mutlu edemiyor insan...

Öğrendim...

Ya haklı ya mutlu oluyorsun hayatta...

Yaşayarak öğrendim...

Üşümeye başladım...

Daha çok ruhum üşüdü...

Isıtmak namümkün ruhumu...

Siyahlığına beyaz giydirilmiş bu gecede anlıyorum ki bir kere daha,

Geri dönüşü olmayan çocuk yüreğimi ne çok özlediğimi...

 
 

 

5 月 10 日

Büyült
Zakiri nar mı yakar
Enhar-ı tevhid akar
Melekler Arştan bakar
Derviş Allah dedikçe

Arşa düşer velvele
Ferşe düşer zelzele
Aşkullah kalbe gele
Zakir Allah dedikçe

Nur-i hidayet doğar
Emtarı-ı hikmet yağar
Hubbullah kalbe sığar
Derviş Allah dedikçe

Fevz-i Mevla yar olur
Zikrullah dildar olur
Tarik-i ağyar olur
Derviş Allah dedikçe

MİHR-i hidayet zahir
Nur-i hidayet bahirBüyült
Zikirde olur mahir
Derviş Allah dedikçe

Nasırı Allah olur
Keramullahı bulur
Darü-l emanda kalur
Derviş Allah dedikçe

Zakire mezkur imda
Edep olur gönül şad
Zikrullah eder irşad
Zakir Allah dedikçe

İner Hakkın rahmeti
Evliyalar himmeti
İki cihan devleti
Derviş Allah dedikçe

Zikreyle Hakkı dilde
Fırsat var iken elde
Hakkı bulu bu yolda
Arş-ı azam sallanır
Zakir Allah dedikçe
Levh u kalem allanır
Zakir Allah dedikçe

Zakiri nar mı yakar
Enhar-ı tevhid akar
Melekler Arştan bakar
Derviş Allah dedikçe

Arşa düşer velvele
Ferşe düşer zelzele
Aşkullah kalbe gele
Zakir Allah dedikçe

Nur-i hidayet doğar
Emtarı-ı hikmet yağar
Hubbullah kalbe sığar
Derviş Allah dedikçe

Fevz-i Mevla yar olur
Zikrullah dildar olur
Tarik-i ağyar olur
Derviş Allah dedikçe

MİHR-i hidayet zahir
Nur-i hidayet bahir
Zikirde olur mahir
Derviş Allah dedikçe

Nasırı Allah olur
Keramullahı bulur
Darü-l emanda kalur
Derviş Allah dedikçe

Zakire mezkur imda
Edep olur gönül şad
Zikrullah eder irşad
Zakir Allah dedikçe

İner Hakkın rahmeti
Evliyalar himmeti
İki cihan devleti
Derviş Allah dedikçe

Zikreyle Hakkı dilde
Fırsat var iken elde
Hakkı bulu bu yolda
Zakir Allah dedikçe

Lutfi’ye Hakdan kerem
Derdime buldum merhem
Feth ola bab-ı harem 
Derviş Allah dedikçe

HECE MUHAMMET LUTFİ(ALVARLI EFE HZ. 1868-1956)

4 月 20 日
tpbşleyla发表:

 

 
 

 


Adı hüzün olsun bu gerçeğin.
Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin
Ve senden sonraki yaşantımın,
Adı hüzün olsun!

Öteki renklerini aldığın,
Tek mevsimlik dünyamın,
Ve senden bana kalanların,
Rotasız başlayan yolculuğumun,
Her limanda yüzleştiğim sensizliğin,
Adı hüzün olsun!

Bir türlü gelmeyen geleceklerin,
Bir yarısı sende kalan geçmişin,
Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin,
Adı hüzün olsun!

Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın,
Azalan ideallerimin,
Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların
Birbirine benzeyen her günün
Adı hüzün olsun!

Aklımda kalan şarkı sözlerinin,
Anılarını sakladığım kirli odamın,
Yağan yağmurun,
Cama dayanmış soluk yüzümün,
İçimde ağlayan çocuğun,
Adı hüzün olsun!

Artık gelmeyeceğine olan inancımın,
Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin,
Sensizliğin, yarım kalmışlığın,
Adı hüzün olsun!

Değişmeyen şeylerin,
Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların,
Sadakatini elden bırakmayan gönlümün,
İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının,
Ve bu şiirin adı hüzün olsun!


 

 

 

4 月 12 日
_MU_SAHABE发表:
Image
3 月 19 日
SELAM ALANINIZ ÇOK GÜZEL OLMUŞ GEZDİM YORUM YAPAMADAN ÇIKMADIM ALLAH DEVAMINI GETİRSİN BENDE BEKLERİM GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLEEE...
3 月 8 日

İsrailin yaptığı katliamlar

İŞGAL ALTINDAKİ FİLİSTİN’DE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
A. İSRAİL’İN YAPTIĞI KATLİAMLAR

Kral Davut Katliamı (22 Temmuz 1946):
İsrail terör örgütü Irgun’un Kral Davud Oteli’ne düzenlediği saldırıda, aralarında İngilizler, Araplar ve Yahudilerin bulunduğu 96 kişi hayatını kaybetti.
Deir Yasin Katliamı(9 Nisan 1948):
Irgun terör örgütüne bağlı militanlar tarafından Deir Yasin Köyü’nde gerçekleştirilen katliamda 254 Filistinli sivil hayatını kaybetti. Lida Katliamı (9-18 Temmuz 1948)
İzak Rabin’in açık emirleriyle gerçekleştirilen Lida Katliamı’nda, 10 gün içerinde 60.000 kişi evlerinden atılırken, bunu takip eden El Tira, Tantoura ve Hayfa katliamları ile yüzlerce Filistinli sivil katledildi. Safsaf Köyü Katliamı(29 Ekim 1948):
İsrail ordusunun Safsaf Köyü’ne düzenlediği saldırı sırasında köylülerin üzerine rastgele açılan ateş 70 kişinin ölümüne neden oldu.
Davayima Köyü Katliamı (29 Ekim 1948)
İsrail işgal ordusuna bağlı üç ayrı bölük El-Halil’deki Davayima Köyü’ne girmiş ve „çatışma olmaksızın“ kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere 80-100 arasında Filistinliyi öldürmüştür.
Kibya Köyü Katliamı(12 Ekim 1953):
Ariel Şaron liderliğindeki bir grup İsrail askeri tarafından, Batı Şeria’da bulunan Kibya Köyü’ne düzenlenen saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti, 75 kişi de yaralandı.
Kufr Kasem Katliamı (29 Ekim 1956):
İsrail’in Mısır’ı işgali arifesinde, bölgedeki bir Filistin köyüne saldıran işgal askerleri, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 49 Filistinli sivili acımasızca katletti.
Samu Katliamı (Kasım 1956):
Batı Şeria’ya bağlı Samu köyüne saldıran işgalci askerler, köyü yerle bir ederken, imha operasyonunda 18 Filistinli hayatını kaybetti. Onlarcası yaralandı.
Ürdün Katliamları (15 Şubat, 4 Haziran 1968):
İsrail uçakları Ürdün nehri boyunca 15’ten fazla Filistin köyüne havadan napalm bombası yağdırdı. Saldırıda resmi rakamlarla 56 kişi feci şekilde can verdi. Haziran ayında İrbid şehrini bombalayan İsrail uçakları 30 Filistinlinin ölümüne neden oldu.
Abu Za’abel Katliamı (12 Şubat 1970):
İsrail uçakları Mısır sınırındaki Abu Za’abel’i havadan bombaladılar. Saldırıda hedef seçilen bir fabrikadaki 70 işçi öldü.
Sha’a Katliamı (8 Nisan 1970):
Mısır’ın başkenti Kahire’ye 80 kilometre mesafedeki Sha’a eyaletinde bir okulu bombalayan İsrail uçakları 46 çocuğu katletti.
Suriye Katliamı (8 Eylül 1972):
Suriye hava sahasını ihlal eden İsrail jetleri yedi köyü bombaladı. Saldırıda en az 200 kişi hayatını kaybetti.
Libya Katliamı (19 Şubat 1973):
Libya Havayolları’na ait bir yolcu uçağı İsrail tarafından düşürüldü. İçindeki 107 yolcu ve mürettebat hayatını kaybetti.
Beyrut Katliamı (20 Temmuz 1981):
Lübnan’ın başkenti Beyrut’a hava saldırısı düzenleyen İsrail jetleri, 300 sivili öldürdü. Yüzlerce sivil aynı saldırıda yaralandı ya da sakat kaldı.
Sabra ve Şatilla Katliamları (15-16 Eylül 1982):
1982'de Lübnan'ı işgal eden İsrail kuvvetlerinin başkomutanı Ariel Şaron'un gözetimi ve koruması altında Lübnanlı Hıristiyan Falanjist milisler tarafından gerçekleştirilen katliamda 991 kişi öldürüldü. sadece 328 kişinin kimliği tespit edilebildi. Saldırganlar öldürdükleri kişilerin cesetlerini tanınmaz hale getirdiklerinden çoğunun kimliği tespit edilemedi.
Kudüs Katliamı (8 Ekim 1990):
Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine Süleyman Mabedi yapmak isteyen Yahudilerle Filistinliler arasında çıkan çatışmada, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 30 Filistinli hayatını kaybetti, 800 kişi de yaralandı.
Hz. İbrahim Camii Katliamı (25 Şubat 1994) :
Batı Şeria’nın El Halil kentinde bulunan Hz. İbrahim Camii’ne sabah namazı esnasında bir Yahudi tarafından gerçekleştirilen saldırıda, aralarında çocukların da bulunduğu 50’nin üzerinde kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 300 kişi de yaralandı.
Kana Katliamı (18 Nisan 1996):
İsrail’in Lübnan’da bulunan Kana mülteci kampına düzenlediği saldırı sonucunda çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 109 Filistinli hayatını kaybetti.
Cenin Katliamı (3-15 Nisan 2002):
Batı Şeria’daki Cenin Mülteci Kampı’na zırhlı birliklerle saldıran İsrail ordusu yaklaşık 1.300 sivili katletti.
Nuseyrat Katliamı ( Mart 2004):
Gazze’deki Nuseyrat ve Bureyc mülteci kamplarına giren İsrail askerleri araslarında dört çocuğun da bulunduğu 14 sivili öldürdü.

SELAMALEYKÜM    SAYGI DEĞERLİ  ARKADAŞIM      FİLİSTİN     KARDEŞLERİMİZE     DUA  EDELİM  VE   ZULUM   GOREN     MUSLUMAN  KARDESLERİMİZE  DUA   EDELİM      BELKİ   BİZİM   BAŞIMIZA       GELİR     İNŞALLAH  OLMAZ  KARDESLERİMİZE    DUA  EDELİM     ALLAH  E MANET OLUN       DUALAN  KALIN   

3 月 4 日
Fatma发表:
selam ve dua ile...Photobucket
2 月 26 日
 günaydın
2 月 25 日